İstanbul'a geldiğim günü dün gibi hatırlarken nasıl oluyorda koskoca 4 yıl geçmiş anlamıyorum.Hala daha yeni gelmişim gibi.Aslında herşeye ne kadar alıştığımın farkında bile değilim.İstanbul'un beni ne kadar değiştirdiğinin de farkında olduğumu sanmıyorum.
Giderek tahammül sınırı azalan bir insan oluyorum derken bir bakıyorum önceden olsa sinir küpüne döneceğim olaylarda kılımı bile kıpırdatmadan sakin sakin geçiyorum.
Alışamadığım en sıkıcı durumsa çeşit çeşit insanların cins cins hareketleri.Yağmur olur,kar yağar,fırtına kopar,kıçın donar koşa koşa gideceğin yere varmaya çalışırsın, önündeki teyzeler sallana sallana önünden yürümek suretiyle yol vermez.Oraya gelene kadar trafikte yaşadığın tıkanıklık yetmiyormuş gibi kaldırımda da trafik sorunu yaşarsın.İnsanlar keşmekeşin içinde yaşamaya o kadar alışmış ki, sen kalabalıkta yardıra yardıra ilerlemeye çalışıyosun, amcam elinde telefon bir duruyor bir ilerliyor,kah gülüyor kah bağırıyor.Kalabalığın içinde bağırmak,küfür etmek,yüksek sesle kahkaha atmak sadece benim büyüdüğüm gibi küçük memleketlerde ayıp galiba.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder